Menü
Sosyal Medya
18/01/2018

“Ahşabın Hayatımıza Etkisi ve Sürdürülebilirlik”

     İnsanoğlu, varoluşundan bugüne yaşam serüveninde birçok evreden geçmiştir. Göçebe hayattan yerleşik hayata adaptasyon farklı yaşam tarzlarını, alışkanlıklarını ve nesneleri de beraberinde oluşturmuştur.

     Barınma ihtiyacı başlangıçta bir taş oyuğu içerisinde giderilirken, rastlantısal tanımlı bu alan içerisinde oturma ve uyuma gibi ihtiyaçları için insanlar nesnelere ihtiyaç duymuşlardır. Bir kütük ya da kaya parçası ile karşılanan ihtiyaçlar zaman içerisinde daha karmaşık ve planlı nesnelere dönüştürülmüştür. 

     İnsan ahşabı bu noktada keşfetmeye başlamış ve keskin sert kaya parçaları ile yontarak form verdiği bu doğal malzemeyi metalide işlemeye başladıktan sonra bambaşka nesnelere dönüştürmüştür. Üzerinde uyumak için bir yatak, oturmak için bir sandalye veya tabure, yemek yemek için bir masa, kullandığı araçları depolayabilmek için raflar yapmaya başlamıştır. Barınma alanlarını ilkel bir taş oyuğundan dönüştürerek doğal bir malzeme olan ahşaptan planlanmış tanımlı alanlara sahip yapılar oluşturmaya başlamıştır. Doğal yollardan temin edilebilen ahşap, çeşitli fonksiyonlar üstlenerek insanın hayatında temel ihtiyaçlarını karşılayan en önemli araçlardan birine dönüşmüştür.

     Sosyal hayata geçişle birlikte,insanoğlunun sosyal etkileşim içerisinde ve lokalize olarak yaşaması yine bu eşsiz malzeme sayesinde oluşabilmiştir. Sosyal hayatın başlangıcı ile daha karmaşık yerleşim birimleri gelişmiş, ihtiyaçlar değişmiş ve şekillenmiştir. Barınma ihtiyacını karşılayan, ahşap direklerin üzerine dal parçalarının atılması ile oluşan çatkı, kulübelere, tanımlı alanları olan sınırlı mekânlara dönüşmüştür. Bu tanımlı mekânlara giriş ve çıkış için kapı ortaya çıkmıştır. İçeriye gün ışığını alarak mekân konforunu arttırmak için çatıda bırakılan açıklıklar yerine duvarlarda açılan alanlar zamanla pencerelerin oluşmasını sağlamıştır. İnsanların yaşadıkları alan içerisinde giydikleri ve kullandıkları eşyaları depolama ihtiyaçları, ahşaptan dolapların oluşmasına sebep olmuştur.

     Günümüze kadar gelen bu gelişme serüveninde daha önce benzeri olmayan yaşam biçimlerinin ortaya çıkması, değişen sosyo-kültürel yapı, teknolojinin, endüstrinin ve bilimin sürekli gelişmesi karmaşık ve yeni ihtiyaçlar yaratmıştır. Bu ihtiyaçlar, sürekli etkileşim içerisinde bulunduğumuz nesnelerin gelişmesini sağlamış ve ahşabında bu evrimle gelişerek karmaşık mobilyaların yapı malzemesi olmasına neden olmuştur.

     Günümüzde artık bütün hayatımızı etkileşim içerisinde geçirdiğimiz ahşap mobilyalar, ihtiyaçlarımızı karşılamanın çok daha ötesinde farklı işlevler üstlenmişlerdir. Sanatla, felsefeyle, bilimle ve bunların bütününden beslenen tasarımla yoğrulan ahşap mobilyalar, bireylere enerji ve özgüven verme, sosyal statülerini vurgulama, kişileri dinlendirme, motive etme, yenileme gibi pek çok gizli etkiyi de teşkil ederler.

     Hayatımızın içerisinde var olan ahşap, fonksiyonlarına göre yapı malzemesi veya mobilya çeşitliliğine ayrışırken proporsiyonu ile de hayatımızı etkilemektedir. Söz gelimi; olması gereken yükseklikten daha alçak yapılmış bir masa sırt ağrılarına ve ortopedi problemlerine sebep olurken, işlevine ve kullanıcısına göre boyutlandırılmamış bir dolap kullanım dışı kalabilmektedir. Mekânlarda ahşaptan teşkil edilen mobilyaların fonksiyon tanımlaması kadar ayrılmaz bir parçası da proporsiyon tanımlamasıdır. Proporsiyon formun ana parçasıdır. Bu bağlantıyı Louis Sullivan  “Form Fonksiyonu İzler”mottosu ile ifade etmiştir.

     Medeniyetin gelişmesinden sosyal hayatın çeşitlenmesine, bireylerin yaşayış biçimlerinden sosyal statülerine etkin bir rol üstlenen ahşap vazgeçilmez bir yapı malzemesi ve dekorasyonun ana öğesi olarak medeniyet var oldukça hayatımızın vazgeçilmezi olacaktır. Biz var oldukça var olacak bu doğal ürün belirli prensipler güdülürse ekolojik ayak izi sıfır ve hatta negatif olan sürdürülebilir en temel malzemedir.

sosyal-sorumluluk

     Ahşap ve sürdürülebilirlik ilişkisine tanımsal bir açıklık getirirsek; sürdürülebilirlik en basit tanımı ile  “reel ve sınırlı kaynakların bilinçli bir planlama ile geri dönüşüm ve imha süreçleri ekolojik denge gözetilerek kullanılmasıdır.”Sürdürülebilirlik doğanın geri üretebileceği kaynakları kullanma olgusu ile en azdan en çoğu elde etmek ile mümkün kılınabilir. Ahşabı bu olgu ile yapıda kullanmak demek ‘yenilenebilir ve dönüştürülebilir bir kaynakla tasarım, planlama ve uygulama yapmak’ demektir.

     Sürdürülebilir ahşap mobilyalar ve ahşap yapı malzemeleri bilinçli bir tüketici farkındalığı ile tercih sebebi olursa, arz da bu talebe göre şekillenecektir. Ahşap üretiminde sürdürülebilirliğin gözetilebilmesi için; geri dönüşümü mümkün olan malzemeler kullanılmalı, ağaç grupları seçilirken hızlı yetişebilen türler tercih edilmeli, yerel ürünler tercih edilerek nakliye ve temin esnasında ortaya çıkan karbon salınımı en aza indirgenmeli, malzemenin beşik ömründen mezar ömrüne kadar geçen süreçteki çevresel etkisi düşünülmeli, yarı mamul ürün tedarikçilerinin üretim prensipleri, hammadde teminleri ve atık yönetimleri irdelenerek tercih edilmelidir.

     Bütün bu tercihler ancak başarılı bir orman yönetimi ile değer kazanabilir. Kontrol altında tutulan ormancılık; ağacın kesiminden teminine kadar sertifikalı olarak takip edilebilmeli, ağaçlandırma uygulamaları kararlılık ile sürdürülmelidir.

     Negatif karbon ayak izine sahip ahşap, yapı malzemeleri arasında ısı ve ses yalıtımı mükemmel olan bir malzemedir. Ülke yüzölçümünün %70’i ormanlık alan olan Finlandiya’da konutların %80 gibi yüksek bir oranı ahşaptan yapılan evlerden oluşmaktadır. Ülkemizde ahşap yapıların en güzel örneği UNESCO Dünya Mirası Listesinde yer alan SAFRANBOLU evleridir. Günümüzde gelişen teknoloji ve mühendislik prensipleri ile artık ahşaptan çok katlı yapılar yapmak mümkündür ama bu yapıların gelişebilmesi ve tercih edilebilmesi için teşvik ile desteklenmesi gerekmektedir. Dünya Mimarlık Festivali (WAF) ödül programına “Ahşap Mükemmellik Ödülü”’nü ekleyerek sivil inisiyatifle bu desteğin en güzel örneklerinden birini sergilemiştir.

     İnsanın biyofilya etkisi ile doğal olana yönelmesi ahşabı ölmeyen ve gün geçtikçe değerlenen bir malzeme yapacaktır.

     Qzens Furniture & Interior Design ailesi olarak biz bütün bu prensipler ışığında üretmiş olduğumuz mobilya ve yapılarda gelecek nesillere yaşanabilecek bir çevre bırakabilmek adına ekolojik ayak izimizi en aza indirgeyebilmek için mücadele ediyoruz. Bu bilinci birlikte çalışma fırsatı yakaladığımız partnerlerimize ve sektördeki paydaşlarımıza aktarmayı ödevimiz olarak görüyoruz.

Cloud_2

 

Yılmaz DOĞAN

Qzens Furniture & Interıor Desıgn

www.qzens.com

Diğer Blog Yazılarımız
VİDEOLAR
Tüm Videolar
REFERANSLARIMIZ
Tüm Referanslar